11 Temmuz 2013 Perşembe

Gezi Eylemlerini Bitirme Formülü, Cüneyt Özdemir'den...

Bu Yazı "Belli bir kesimin yazarı"ndan değil, diline içinde bulunduğu camiada nispeten- hangi amaçla olursa olsun- dikkat eden birisi tarafından yazılmıştır diye düşünüyorum:

YAZININ TAMAMI:


Gezi eylemlerini bitirme formülü


Taksim'de toplanma ve polisin toplananları son derece sert bir şekilde dağıtması kısırdöngüsünü aşmanın tek bir yolu var: Diyalog.

isterseniz iki basit tespit ile başlayalım. Dünyanın hiçbir yerinde büyük bir şehrin ortasında kalan tek yeşil alanın AVM yapılması düşünülemez. Böyle bir şeyi düşünen siyasetçiler varsa bile halka sorar, ‘ben yaptım oldu’ diyemez. Bu bir.

İkincisi, dünyanın en gelişmiş, demokrasinin, hukukun sıradan hayatın amentüsü kabul edilen ülkelerinde bile en büyük şehrin anameydanı barikatlarla kapatılıp 14 gün boyunca işgal edilemez. Buna hiçbir hukuk devleti izin vermez, hiçbir demokrasi hoş görmez. Bu da iki.

Bizde ne yazık ki her ikisi de oldu!
....
Bölgede yaşayanların mağduriyetini saymıyorum bile

Normalleşme zamanı

Tek suçu orantısız polis şiddetine atmak işin kolay yolu. Yapılan eylemlerin de bir kez daha düşünülmesinde, gözden geçirilmesinde fayda var.
...
 ‘Gezi Ruhu’ dediğimiz şeyin hiçbir yerinde insanları mağdur etmek olmadığına eminim. Birkaç provokatörü saymazsak orayı dolduran gençlerin hiçbiri İstanbul’un ortasında hayatı felç edip esnafı, yaşayanı mağdur durumda bırakmak istemez. Benzer bir tutumu İstanbul Valisi’nin söylemlerinde de görüyoruz. O da sık sık esnafın, bölgede yaşayanların mağduriyetinden şikâyet ediyor.

Peki o zaman n’olacak?
...
 Şu anda valilik buna tek başına karar vermiş, “Parkta bekleme yapmak yasak” gibi absürd bir geçici formül bulmuş durumda. Bu, komik olmasının ötesinde yaratıcı eylemlere de müsait bir yaklaşım. Yarın bir gün yüzlerce insan parkın içinde volta atmaya başlarsa ne diyecekler, merak ediyorum. İkincisi, valilik İstanbul ve Türkiye’nin farklı yerlerinde yapılan forumların Gezi Parkı’nda yapılmasını yasaklıyor.

Yasaklar parkı

...
“Parka çadır kuramazsınız” dense hadi anlaşılabilir bir istek ama “Parkta duramazsın, toplanamazsın” demek kitleleri provoke edip gerilimi sürdürmekten başka bir işe yaramaz.
...
 Gezi Parkı’ndan mağduriyeti önlemek için eli sopalı esnafla kanka olup elinde satırlı çıldırmış esnafla empati geliştirmek yerine bu yeni dönemin gerçekleriyle barışıp ona göre tedbir almak tek çözüm yolu. Gezi Parkı bunca olaydan sonra hiçbir zaman eski, sakin, sessiz ve tenha günlerine dönmeyeceğine göre artık herkese görev düşüyor.

 ‘Gezi Ruhu’nu yaşayanlar da elini taşın altına koyup yeni eylem biçimleri ve yöntemler düşünmek zorunda. “Hadi Taksim’de toplanıyoruz” dediğiniz an olacaklar belli. Mağduriyetler bir yana, yaralanmalara, ölümlere engel olmak biraz da onların yeni yaratıcı eylemlerinin eseri olacak.

Gezi Parkı’nda son yılların en büyük çevreci eylemi yapıldı ve başarıya ulaştı. Bu çevreci eylemin pek çok farklı mesajları ve yarattığı yepyeni bir ruh hali de var. Bu da görmezden gelinmemesi gereken bir olgu. Ne bu oluşan yeni ruhu TOMA’layarak, biber gazına boğarak öldürebilirsiniz ne de Gezi Parkı’nı yeniden işgal ederek Taksim’in etrafını tekrar barikatlarla kapatma hayali kurarak yaşatabilirsiniz.

Konuşmanın ve düşünmenin tam zamanı...

Kaynak: Radikal Gazete. >Yazının Bütünü<